Saat Kulesi ve Emre Seçkin

saat_kulesi2

İzmir Saat Kulesi, kitapta önemli bir buluÅŸma noktası, hatta kitap Saat Kulesi’nin altında verilen bir randevuyla baÅŸlıyor. Yıl 2083. Tabii ki güzeller güzeli Saat Kulesi sapasaÄŸlam yerinde duruyor.
1996 yılında Emre’yle tanışıyoruz, o zamanlar genç, meraklı, yetenekli bir adam. Tabii ÅŸimdi de genç, meraklı, yetenekli; ama o günler farklıydı, ne de olsa 20. yüzyıldaydık daha. Ben Emre’nin üç boyutlu modelleme ile ilgilendiÄŸini öğreniyorum ve bunun üzerine konuÅŸuyoruz.
Tanıştığımız yer, İzmir’de bir müzik kayıt stüdyosu. O sıralar hayatımın en kararlı ama en çok acı çektiÄŸim dönemindeyim ve Ölülerin Kayıkçısı projesini kimbilir kaçıncı kez yürütmeye çalışıyorum. Genç arkadaÅŸlarımla, hayatın içinde akıp gidiyorum ve bu arada yazdıklarımı ÅŸarkı yapıyorum… O kadar anlık ve doÄŸal ki herÅŸey; sonradan KarşılaÅŸmalar oluyor adı albümün.
Neyse, biz Emre ve kitaba dönelim: Stüdyoya kayıtlara gittikçe Emre’ye yazdığım kitaplardan sözediyorum, modelleme gerekebileceÄŸi üzerine konuÅŸuyoruz, Emre bana yaptığı çalışmaları gösteriyor, çok beÄŸeniyorum ve 3D modelleri onun yapması hakkında konuÅŸuyoruz, ama bu konuÅŸma kendiliÄŸinden birÅŸey… Ne var ki, ikimiz de bunu unutmuyoruz, ama arada uzun süre de görüşemiyoruz; çünkü, albüm çalışması yarım kalıyor ve ben İstanbul’a geri dönüyorum.
1998 yılında, günlerden birgün, BeyoÄŸlu’ndaki Atlas sinemasının bulunduÄŸu pasaja giriyorum, yanımda sevgilim var ve son birkaç gündür bitmekte olan kitaptan (İlk Özgürler) konuÅŸuyoruz ve ben ikide birde Emre’den sözediyorum, onu nasıl bulabileceÄŸim üzerine kafa yoruyorum bir yandan da…
Yine Emre’den sözederek pasaja giriyoruz: Ve Emre orada duruyor, evet, orada…
Böylece Emre’yle kitapla ilgili modellemeler için çalışmaya baÅŸlıyoruz, geceler ve günler boyunca.
Bir sürü sahne, bir sürü model yapıyoruz: İşte bu saat kulesi modellemesi de onlardan biri.


Yazının bilgileri