Anlama Teorisi
Adorno: “Özgürlük hiçbir zaman verili değildir, her zaman tehdit altındadır, mutlak belirlilik her zaman özgürlük yoksunluğudur” diyor, kitapta anlatmaya çalıştığım da aslında böyle bir şeydi.
Öykünün gidişinde, mutlak bir özgürlük iddiası vardı arka planda işleyen, onun da, istemeden bile olsa, koşulların oluşturabileceği yönetilemez durumlar sonucunda, bir tehdit olabileceği fikrine vurgu yapmak istedim. Öykünün içinde de zaten öyle gelişti.
Değinmek istediğim bir de anlama teorisi meselesi var. Doğu/ Batı ikileminden yaklaşacağım; bir tanesi anlayanı özne kılıp anlaşılanı nesneleştirirken, İslam anlama teorisi anlamayı çift taraflı bir özneleştirme olarak yorumluyor. Bu çift taraflılığı mânâ ve mefhum olarak kavramlaştırıyor.
Birincisi mânâ; kendisinin kastettiği şey, mefhum ise mânâyı anlamak isteyen öznenin anladığı şeydir.
Bu ikisi arasındaki uyumluluk arttıkça da özne gerçekliğe daha fazla yaklaşmış oluyor.
Buradan bakınca ikinci, yani doğulu anlama teorisi daha mantıklı geliyor.
Böyle bir konuşmada: “Acaba Batı’ya dönen uygarlığın yönü tekrar Doğu’ya dönebilir mi?” diye bir şeyler söylenmişti ki, aslında Doğu (ontolojik anlamda) “varlık”a her zaman daha bir saygıyla yaklaşmıştır.
Bu anlamda felsefi olarak açımlanabilecek bazı ayrıntıları ihmal ettim denebilir; ama zaten anlatıda, artı değerle apaçık olarak ilişkilendirilebilecek her şeyi de çıkarmaya çalışmıştım.
Yazının bilgileri
İlk Özgürler sitesinde, “Anlama Teorisi” adlı metni okuyorsunuz.
- Yayın tarihi:
- 4.12.09 / 12pm
- Bölümü:
- Kitap Söyleşisi

Yorum yazılmamış
Yorum yaz. | Yorumlar rss [?] | trackback uri [?]